Ergenekon
Derin devlet, CIA , Mossad , KGB , darbeler ,vatan hainliği , bilimum çeteler….

Türkiye Cumhuriyet’nin 80 yıllık basın arşivini açsalar , sıra sıra sayıp kategorize etseler, kalıbımı basarım , manşetlerin 50%’sine yakını üstteki konulara ait olduğu anlaşılır .

Zaman‘ın Pazar ekinde rastladığım röportaj , insanı resmen paranoyaklaştırıyor.Siz hala normalmisiniz yoksa? Malum gazeteci yazar Şamil Tayyar bu konuda derinlemesine uğraş veren ender şahıslardan biri. Röportajdaki en can alıcı soru ve cevabı okuyalım.

Ergenekon 2
Türkiye’de Ergenekon’la ortaya çıkan süreç AK Parti hükümetiyle birlikte başlıyor. Eğer, 2003 yılında yapılan plan, yani komuta kademesinin toplu istifa ederek ülkenin seçime götürülmesi süreci geçerli olsaydı nihai hedef olarak nereye varılacaktı?

Bu proje karşılık bulsaydı, Türkiye bugün çok farklı bir noktada olurdu. Çünkü, karşılarında geçmişteki örneklerinden çok farklı bir siyasi irade vardır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir askerî bildiri (27 Nisan) karşısında tavır koyan bu iradenin, o tarihteki pozisyonu, sürecin yönünü tayin edecekti. Seçim kararı alınsaydı ne olurdu? AK Parti bugün olmazdı. AB süreci derin dondurucuya alınırdı. Annan Planı oylanmazdı. Denktaş hâlâ cumhurbaşkanı olabilirdi. Hilmi Özkök görevi bırakabilirdi. Bozulan siyasi istikrar, ekonomik istikrarsızlığa davetiye çıkarırdı. Statüko devam ederdi.

Türban Savaşları – 2

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

Güzel ülkemin son haftalarda aklını alan mesele , bugün itibariyle çözüme kavuşmuş görünüyor . Hadi hayırlısı diyelim . Yayınlanan haberlere göre , mecliste yapılan oylama sonucunda, çoğunluk kararıyla eğitim hakkında eşitlik ilkesi gereği türban takma özgürlüğü tekrar sahiplerine geri verilmiş . 28 şubat zamanlarında , ki 14-15 yaşlarında bir deli çocuktum o zamanlar, istenmeyen olaylar neticesinde başörtüsü yasaklanmıştı . Olayın seyrini kendi açımdan umursamadan karşılamıştım . Yine de eğitim hayatımda sert virajlarda dönmeme neden olmuştu . Dipnot : Erkek olmama rağmen.

Laik bir babanın imam hatip de okuyan bir evladı olarak , yasağa karşı o zaman destek olmuştum . Kızlar başını açacak da ortalık şenlenecek ya, başka derdimiz yok ilelebet. Ortaokulun son sınıfında , birgün babam geldi , “oğlum sizin okulu kapatıyorlar” dedi. Aklımdan kapatsınlar anasını satiim diye geçmedi değil. Öğle arası bilardo oynayalım, cüzdanın içinde teklik sigara saklayalım, kızlardan gelen mektuplarla kafa bulalım derken geçen günlerde , şimdi ki tabirle postmodern darbe olmuş, hükümet yıkılmış , hükümet kurulmuş , olan bizim okullara olmuş da haberimiz yok. Neyse babamın uyarısının akabinde 7 yıl sürecek olan imam-hatip macerasını yarıda kestim . Şimdiki LGS nin işini gören sınava girdim , anadolu öğretmen lisesine yerleştim. Nerden nereye, üniversitede bilgisayar mühendisliği okudum diyecem şimdi gülecekler diye korkuyorum.

Netice itibariyle , türban yada başörtüsü , kim ne derse desin adına , yasaklandı , olan bize oldu .

İyi hatırlarım , şuanki Başbakan R.Tayyip Erdoğan tutuklu kalmıştı uzun bir süre. O hapisanede iken , imam hatip öğrencileri , mitingler protestolar düzenlemişlerdi de, biz bilardo masasından kafamızı kaldırmamıştık. Bir gün bir kız elinde bir kağıt karşıma dikilmiş , cırtlak bir sesle , “Tayyip Erdoğan’ ın hapisaneye atılmasını protesto için imza topluyoruz , kalem vereyim mi?” şeklinde emri vaki yapmıştı. Verilen cevap : “Git kızım , işin mi yok , babamın oğlu mu, yatıyorsa mapusta , vardır suçu, “.

Her doğru sahibinin doğrusudur demişler . Boşuna değil. Kapalı genç kızları kafasındaki örtüye türban , nenemin başındakine başörtüsü adını vermişler.Türban siyasi simge , diğeri inancı gereği takılan örtü. Ne muhteşem bir niteleme değil mi? Bu kavganın hakemi kimdir diye soran da yok .

Özellikle haber sitelerindeki yazılan yorumları gülmek için okuyorum. Kraldan çok kralcı olan mı ararsın , cümlesini 9 Işıktan nükteler ile noktalayan ararsın , şeriattan korkan mı ararsın ,hepsi er meydanına çıkmış gibi kin kusuyor birbirine.

1 ay sonra siyasiler başka bir konuya kilitlenecek , vatandaş hiç birşey olmamış gibi günlük hayatına devam edecek. E bu kavga niye? 1997 yılından önceye kadar başörtüsü siyasi sembol değilmiydi , peki? Öyleydi ama yeni farkedildi sanırım .

Birileri meydanın peyzajını hazırlıyor , millet de hep birlikte karnavalın başrolünü oynuyor . Geçenlerde, vatandaşların ülke siyasetine olan ilgisi adlı bir araştırma sonucu açıklandı . Bizden başka ülke siyasetine bu kadar bağlı başka millet yokmuş . Aksiyoner bir milletiz. 12 eylül ihtilalini düşünürsek eğer, birbirini öldürecek kadar siyasi değerlere bağlıyız . Yok mudur bunun bir orta yolu?