Yazar utanmasa da, okuru utandı

Yazar: serpito, Kategori: Güncel

Bugün , ilk defa bir yazara email vasıtasıyla şiddetli ve öfkeli bir şikayet yazdım. Her kesimden seviyeli yazarları takip etmeye çalışırım.  Bir okur olarak zaten , kafam davul olmuş, her kafadan ayrı bir ses, ayrı bir nefes çıkıyor. Hangisinin doğru olduğuna inanmak eskisinden çok daha zor artık. Ortamı bulandırmak , doğruları saklamak kolayına kaçan zavallılar yüzünden , aydın bozuntularına gün geçtikçe saygım azalıyor.

Akşam gazetesi yazarı Serdar Akinan’ı  mütemadiyen takip ederim. Doğan Medya Grubunun dinazorlarına göre çok daha genç ve dinamik fikirlerini merak ettiğimden , genelde gündemle ilgili yazılarını ,  bazı noktalarını kabul etmesem  de okurum. Ama Serdar Akinan, yazılarına değer verip takip edenleri , yerin dibine soktu. Kendisi utanır mı bilmem ama, belki teşvik ederim diye de , kelimesi kelimesine , aşağıdaki maili yazdım.

Merhabalar Serdar Bey, yazılarınızı  (bugüne kadar) dikkatle takip eden bir okurunuz (idim).. Lakin bugün ki yazınızı okuyunca , bir okurunuz olarak kelimenin tam anlamıyla utanç duydum. Vatan millet aşkı-menfaati için, yalan ve iftira atmanın günahı olmaz mı sanıyorsunuz anlayamadım. Araştırmadan tekzik yiyeceğinizi düşünmeden , Taraf Gazetesini , açığa çıkardığı haberler açısından değil de, aklınızca yumuşak karnına vurma girişiminiz , amiyane tabirle elinizde patladı. Zira , günümüzün iletişim olanakları sayesinde, yazdığınız yazı aynı gün yalanlandı ve aksi kanıtlandı.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=705694

Buradaki haberde , sizin fikrinize kanıt olarak sunduğunuz tek cümlenin , mesnetsiz olduğu ortaya çıkıyor, kaldı ki, Taraf Gazetesi’nin web sitesinden de rahatça iletişim ve basım-yayın bilgilerine çok rahat ulaşabildim.

Sabah okuduğum yazınızın , öğle saatlerinde bir iftira ve yalan aracı olduğunu öğrenmek size nasıl bir duygu veriyor bilmiyorum ama,ben sizden utandım. Bir okur olarak , fikirlerinize değer verip takip ettiğim için  de , kişisel düşünce süzgecimin hala ham olduğu yargısına kapıldıım.
Anladım ki , siyasi gündemin bulanıklığı , sizin gibi aymaz ve artniyetli yazarların yüzündenmiş. Sizi şiddetle kınıyorum, şerefiniz ve onurunuz için , o yazdığınız köşede , bugünki hatanız için muhattaplarınızdan özür dileyin.

Vicdan sahibi  bir okur,
Atilla Akoğlu

Merakla bekliyorum , umarım yarın ki yazısında bugün ki kasıtlı hatasını telafi etmeye çalışır.

Be adam , elinin altında internet gibi bir derya var, araştırmadan , öğrenmeden ne diye çamur atıyorsun  başkalarına. Savunduğun fikirlerin , senin yüzünden eriyor, güvenilirliğiniz yitiriyor. Bilgi kirliliği peşinde koşanlara yazıklar olsun…..

Gazetecilere gazetecilik dersi

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

Malum son zamanlarda ısınan siyasi gündem ve olaylar gereği basın konusunda yazıyordum.Milliyet yazarı Melih Aşık hakkındaki yazdığı yazıya denk geldim. Paylaşmadan edemicem. Alper Görmüş, hem tecrübesiyle hem de gerekli belge ve kanıtlara kolayca ulaşabilir olmasıyla çok başarılı bir gazetecilik yapıyor. “Ben bu ismi biyerden hatırlıyorum” diyenler için hemen hatırlatayım. Alper Görmüş geçtiğimiz yıl içinde darbe günlüklerini yayınlayan ve yazılı-görsel basın tarafından kelimenin tam anlamıyla işkence gören Nokta Dergi’sinin sahibi idi.Mahkeme sürecinde dergisini kapatmak zorunda kaldı.Sözkonusu Dergi hala da açılmış değil. Büyük(!) gazetelerin bilirkişi yazarlarına örnekleri ile resmen ders verir gibi yazıları mevcut. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.

Ve ben bugün Taraf Gazetesini keşfettim. Her kafadan yazarlar olsa da , yazarlarının tek ortak yönü var.Her biri demokrasi tarafında.

Bileti kesilecek yazarlar

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri Güncel

Son zamanlarda basında sansür ve basın özgürlüğünü hiçe sayan uygulamalarının ardı arkası kesilmiyor. Bu yüzden ileriye dönük, bulunduğu gazete yada yayın organından bileti kesilme(ayrılma) ihtimali olan gazetecileri düşündüm.3 kişilik küçük bir liste oluşturdum;

İsmet Berkan:Her ne kadar Radikal’in başyazarı olsa da bağlı bulunduğu Doğan Medya’nın aksine demokratik tavrı ve özellikle AKP’nin kapatılması ile Ergenekon davaları hakkında yazdığı yazılar sol tayfanın fazlasıyla canını sıkıyor . Basının tıfıl ve ukala çocuğu tarafından bile saygısızca eleştirilmesi bunun göstergesi. Ayrıca İsmet Berkan’ın yazı arşivinden Ergenekon’un Yakın Tarihi isimli yazı dizisini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Nedenini daha iyi anlarsınız.

Hıncal Uluç :Gitti, gidecek,kaldı haberleri ile arasıra malzeme olan Hıncal Uluç kapağı atacak yer bulduğu anda ayrılması bir saatin içinde bile gerçekleşir.Hürriyet’in Yılmaz Özdil ile doldurduğu hırçın ve sivridil kontenjanı ,Hıncal Abi’yi mağdur etti. Yoksa onun köşesinden Pazartesi günleri Ertuğrul Özkök ile şarap muhabbetleri okuyor olurduk. Açıkçası herşey hakkında hiçbirşey yazan Hıncal Uluç’un Hürriyet’e geçmesini isterdim.Böylece okumaya gerek duymadığım yazarların tekmili birden orda toplanmış olurdu.

Şamil Tayyar :Öncelikle Şamil Tayyar isminin geçtiği arşivlenen son haberlere bir göz gezdirin.Ergenekon olayları yüzünden adamın başına gelmeyen kalmadı gibi .24 tv kanalında yaptığı program durdurulmuş.Birgün köşesinin buzdolabı reklamı ile dolması beni şaşırtmaz gerçekten.8 Mayıs tarihli habere göre olayların civcivli zamanlarında 18 gün boyunca yazıları durdurulmuş(kaynak). 25 Şubat tarihli yazdığı yazıda da belirttiğim gibi Şamil Tayyar’ın kitabı ve yazdığı yazılar tehlikeli konuları gün ışığına çıkarıyordu. 3 ay gibi bir süre içinde Şamil Tayyar’ın başından geçenleri özet halinde şurdan öğrenebilirsiniz.Sanırım demek istediğim açıkça anlaşılıyor.

Bu listeyi neden yaptım bilmiyorum ama, içimden geçen tahminler bu yönde.En azından Şamil Tayyar konusunda tahminden öte olgular var.

Dikkat ederseniz medyada taraf ve menfaat gütmenin artık sezgi olmaktan çıktığını anlarsınız. Patronun menfaati yada siyasal franksiyonlar medyada tutarlılık ve istikrarın yegane kriterleri olmuş durumda.Her gazete sanki karargah gibi karşı taraf için senaryolar yazıyor, belge toplamaya uğraşıyor(buluyor da), diğer gazete misilleme yapmaktan geri durmuyor ,intikamını alıyor.Heba olan , kandırılan kim oluyor dersiniz? Filler ve Çimen filminin güzel bir önsözü vardı ;

“filler oynaşırken olan çimenlere olur”

Televizyon izlemediğim halde netten programlarını takip ettiğim tek TRT yapımı program olan “Sınırların Arasında” sezon bitimine bir bölüm kalmışken TRT yönetimi tarafından durduruldu.”İyiler hep sürünür” kelamını tevekkeli dememişler.
Batı medeniyetini , kendi tarihçileri ile tartışarak günümüz siyasetin seyrini açığa çıkaran belgesel tadındaki bu programı işallah başka bir kanalda izlemeyi umuyoruz. Hemen hemen her programda Banu Avar’ın sorularını cevaplayan diplomatların kıvırmalarını, ters cevaplarını hatta kaçışlarını ilgi ile ve ibretle izlerdim.

Banu Avar ile Sınırların Arasında

Banu AVAR’ın ağzından gelişmelerin seyrini okuyabilirsiniz, dilerseniz benim gibi öfkeli bir küfür de savurabilirsiniz TRT’e. Özellikle uğradığı sansürleri anlattığı bölüm ilgi çekici;

Ancak 7-8 programım daha önce sansüre uğramıştı. Bazı programlarım, ülkelerin büyükelçilerinin isteğiyle yayından kaldırılıp sonra tekrar halkın isteğiyle yeniden konulmuştu. İsrail’de ’Duvarlar’ı aktardım ve ’İsrail Büyükelçisi alınır, üzülür’ diye kaldırıldı. Vatikan programı, Vatikan Büyükelçisi’nin isteği üzerine yayına konulmadı. Avrupa veya Amerika’yı öven bir yayın yapsaydım eminim bugün işimin sahibiydim.” Banu Avar.

Kaynak:[ensonhaber]

Banu Avar’ın Resmi Websitesi

Banu Avar hakkında eşsiz bir yazı

Neden Zaman okumuyorum?

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

Eskiden benim için referans sayılabilecek iki gazeteden(diğeri Radikal,Vakit değil) biri iken artık Zaman okumuyorum. Nedeni çok basit, hertürlü görüşe sahip yazarlar ve fikir insanlarını birarada barındırdıkları halde içlerinden ilgiyle ve heyecanla yazılarını takip ettiğim Alev Alatlı’nın gazete tarafından ansızın(!) yüzüstü bırakılması.2 ay kadar önce Zaman Gazetesinin sitesinde Alev Alatlı’nın yazısını ararken malum ayrılık haberini okuyunca çok şaşırmıştım. Her olayda olduğu gibi,kutuplaşan medyamızın bir kutbu İslami basın diye etiketledikleri karşı tarafı ayyamcılıkla suçladı, diğer kutup ise sessiz kalmakla yetindi. Aynı olayın diğer versiyonu(Emin Çölaşan) için de aynı durum sözkonusu. Ta ki Alev Alat’lının ağzından olayı öğrenene kadar olayın iç yüzünü merakla bekledim.

Alev Alatlı

Siyasetin dedikodusunu değil ilmini yazan bu değerli hanımefendinin yazıları günümüz siyasi konjektöründe gazete için tehdit unsuru olarak algılanmış ve habersizce tek taraflı yayınlamaktan vazgeçmişler. Olayın perde arkasını Google yardımı ile kısa bir araştırmadan sonra bulabilirsiniz. Kim kimi kandırdı , kim yalan söylüyor fazla merak etmiyorum , benim ilgilendiğim tek konu,Zaman milletin gözünde referans gazete özelliğini artık kaybetmiştir. Bu riski göze alarak hala ve hala olayı sümenaltı etmeleri açıkçası benim kanıma dokunmuştu. Okumadan edemeyeceğim A. Turan Alkan hocamın yazılarına da (sağolsunlar) okurlarının hazırladığı weblog‘dan hatta RSS ile takip ediyorum.

Alev Alatlı 2

Velhasıl kelam ,okunacak(güvenilecek) gazete kalmadığı için ben de kendimce gündemi derleyip burada paylaşıyorum.

Kütahya’da açılış merasimi için Milli Eğt. Bakanı Hüseyin Çelik konuşma yapmış . Bakan’ın ne dediğini hatırlamıyorum ,ama asıl ilgimi çeken nokta , Hürriyet’in sitesinde neredeyse sürmanşet bir resim bu habere yönlendiriyor ziyaretçileri.

Hürriyet'in marifeti Haberin başlığına güldüm biraz , biraz da haber resimine tabi.

“İŞTE açılışı böyle izlediler!”

Sanki kadınları ihbar ediyormuş yada birine şikayet ediyormuş gibi yaygara yapıyor haber başlığı.Hadi görmezlik geleyim dedim ama o da ne ,manşet açıklaması daha ilginç:

“Bir grup kadın ise Bakan’ı ve açılış törenlerini yüzlerini tamamen kapattıkları ilginç kıyafetleriyle işte böyle izliyordu. “[kaynak]

Kütahya’nın yöresel kıyafetli kadınları toplanmış , belki ömürlerinde en fazla 2 defa görecekleri bir resmi tören yada Bakan denk gelmiş , onlar da izlemeye gelmişler.Kütahya’nin yöresel kıyafetleri ile Milli Eğitim Bakanı’nı bu şekilde izlediler diye garip bir yöntemle haberi servis ediyor. Aslında garip değil ,alışkınız Hürriyet’in sarı kartlık pozisyonlarına ama neyse uzatmayayım konuyu,asıl bahse geçeyim.

Hürriyet Gazetesi muhabir(muhbir)’lerini yürekten tebrik ediyorum , bu yönde verdikleri bu çalışmalarına bir nebze olsun destek vermek amacıyla bizim yörelerden de görüntüleri ilgilerine sunuyorum(ihbar ediyorum):

# Varan 1

Kaş Turizm Haftası halka börek ve ayran ikramıyla başladı

İşteeeee Kaş Turizm Haftası halka börek ve ayran ikramıyla başladı.

Ülkemizin turizm cennetinde garip kıyafetli kadınlar turistlerin gözü önünde bu kıyafetlerle gözleme ayran yapıp ikram ettiler bugün. Hangi çağda yaşıyoruz, bu devirde hem de Antalya’da hala köy şalvarı yazmalarla dolaşan kadınlar , çağdaş ülkemizi turistlere kepaze ediyorlar . Biri bu ilkelliği durdursun. Hurriyet bunu manşetine koysun.Detaylar için [kaynak]

Varan 2#

Antalya Mera Açılışı

Antalya’da Aşağıoba beldesinde mera açılışı yapılırken protokol önünde (üstelik AKP belediye başkanının önünde) , kapalı kadın protokole katıldı.Üstelik kimliği belirsiz kadın Vali Yardımcıları ve İl Tarım müdürünün de arasında bulunan şeref konukları ile birlikte kurdele kesme törenine katıldı. Yazık yazık… Kelimeler kıfayetsiz kalıyor hakkaten , ilkellik , ilkellik…. [Kaynak]

Resimler için küçük not geçeyim : Resimdeki teyzelerime saygılar sunarım.Netten bulduğum resimlerde bulunan hiçbir şahsa garezim yoktur , zira amacım onları yüceltmek. Gözleme yapan teyzelerimin ellerinden 2 kere öperim.

Tek tek bütün haber portallarını dolaşmaktan yoluyorsanız benim gibi , F5Haber derdinize derman olabilir. O yobaz , bu solcu , şu çok asparagas yapıyor diyenler için sözüm yok tabi . Her çeşitten haber kaynağı bu havuzu besliyor. Tavsiye ederim.Link