Huzura çıkacak inşallah, şimdiye kadar dokunulamazlık sıfatlarının arkasında , millete ulusalcılık zehirini yedirmeye uğraşanlar, bugün kendilerine hak gördükleri gayrimeşru vukuatları yüzünden tutuklandılar. Gündem biranda alt üst oldu, kimisi hükümete bindirmeye çalışıyor kimisi , sevinçle el şaklatıyor.Ortalık yine savaş meydanına döndü birden. Ergenekon savcısını sevmeye başladım, sağa sola pas vermeden işini ehil vaziyette yapıyor. Spekülasyonlara mahal verseydi şimdiye kadar, bu dava sümenaltı olacaktı.
Geçen yıl başlayan bu soruşturma ve tetkikler zinciri , sessiz sedasız memleketin demokratikleşmesi için atılan adımların toplamından daha ağır gelir. Yatağında engeller, setler olan ırmağa daha fazla su vermek, ancak taşırır, öncelikle engelleri ortadan kaldırmak , gelecek için atılacak en sağlam temeldir.
Kişisel düşüncem ;
Fikirbazların oluşturduğu gündem çöplüğü , ne yazıkki bıçak gibi kesilecek türden değil. Masabaşı gündemi şekillendirmeyi adet ve zevk edinen kadrolu kalem sahiplerinin yerini , yeni fikirlerle , modern görüşleriyle ,yeni nesil aydınların alması , en azından 20-30 yıl alacaktır. Gençliğimizin bilgi çağına duyarlı ve aktif olması bu süreyi kısaltacaktır. Bu ülke; periyodik olarak , her 10 yılda bir darbe görmüş, geçen 10 yılın tüm birikimlerini silip süpürmüş, çağa ayak uydurmak bir yana, kumun altına zorla kafası sokulmuş , bulduğu ilk fırsatta tekrar kafasını kumdan çıkarmış ve normale dönmeyi başarmıştır.
Düşünün ki, bir insan , kendi ırkını diğer bütün milletlerden üstün görüyor aynı zamanda da özellikle batı ülkelerinin yaşam standartlarının üstünlüğünü imrenerek kabulleniyor, çoğu zaman da kin ve nefretle saldırmayı silah olarak kullanıyor. Böyle bir insan modeli maalesef yaygın olarak sokaklarımızda dolaşıyor. Vatan sevgisini ,başka şahısların kalıplarıyla algılıyor ve bireysellikten uzak düşüncelerle sahip çıkıyor, bu sebeble gelişme gösteremiyor.
Nokta.
Malum son zamanlarda ısınan siyasi gündem ve olaylar gereği basın konusunda yazıyordum.Milliyet yazarı Melih Aşık hakkındaki yazdığı yazıya denk geldim. Paylaşmadan edemicem. Alper Görmüş, hem tecrübesiyle hem de gerekli belge ve kanıtlara kolayca ulaşabilir olmasıyla çok başarılı bir gazetecilik yapıyor. “Ben bu ismi biyerden hatırlıyorum” diyenler için hemen hatırlatayım. Alper Görmüş geçtiğimiz yıl içinde darbe günlüklerini yayınlayan ve yazılı-görsel basın tarafından kelimenin tam anlamıyla işkence gören Nokta Dergi’sinin sahibi idi.Mahkeme sürecinde dergisini kapatmak zorunda kaldı.Sözkonusu Dergi hala da açılmış değil. Büyük(!) gazetelerin bilirkişi yazarlarına örnekleri ile resmen ders verir gibi yazıları mevcut. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
Ve ben bugün Taraf Gazetesini keşfettim. Her kafadan yazarlar olsa da , yazarlarının tek ortak yönü var.Her biri demokrasi tarafında.
Son zamanlarda basında sansür ve basın özgürlüğünü hiçe sayan uygulamalarının ardı arkası kesilmiyor. Bu yüzden ileriye dönük, bulunduğu gazete yada yayın organından bileti kesilme(ayrılma) ihtimali olan gazetecileri düşündüm.3 kişilik küçük bir liste oluşturdum;
İsmet Berkan:Her ne kadar Radikal’in başyazarı olsa da bağlı bulunduğu Doğan Medya’nın aksine demokratik tavrı ve özellikle AKP’nin kapatılması ile Ergenekon davaları hakkında yazdığı yazılar sol tayfanın fazlasıyla canını sıkıyor . Basının tıfıl ve ukala çocuğu tarafından bile saygısızca eleştirilmesi bunun göstergesi. Ayrıca İsmet Berkan’ın yazı arşivinden Ergenekon’un Yakın Tarihi isimli yazı dizisini okumanızı şiddetle tavsiye ederim.Nedenini daha iyi anlarsınız.
Hıncal Uluç :Gitti, gidecek,kaldı haberleri ile arasıra malzeme olan Hıncal Uluç kapağı atacak yer bulduğu anda ayrılması bir saatin içinde bile gerçekleşir.Hürriyet’in Yılmaz Özdil ile doldurduğu hırçın ve sivridil kontenjanı ,Hıncal Abi’yi mağdur etti. Yoksa onun köşesinden Pazartesi günleri Ertuğrul Özkök ile şarap muhabbetleri okuyor olurduk. Açıkçası herşey hakkında hiçbirşey yazan Hıncal Uluç’un Hürriyet’e geçmesini isterdim.Böylece okumaya gerek duymadığım yazarların tekmili birden orda toplanmış olurdu.
Şamil Tayyar :Öncelikle Şamil Tayyar isminin geçtiği arşivlenen son haberlere bir göz gezdirin.Ergenekon olayları yüzünden adamın başına gelmeyen kalmadı gibi .24 tv kanalında yaptığı program durdurulmuş.Birgün köşesinin buzdolabı reklamı ile dolması beni şaşırtmaz gerçekten.8 Mayıs tarihli habere göre olayların civcivli zamanlarında 18 gün boyunca yazıları durdurulmuş(kaynak). 25 Şubat tarihli yazdığı yazıda da belirttiğim gibi Şamil Tayyar’ın kitabı ve yazdığı yazılar tehlikeli konuları gün ışığına çıkarıyordu. 3 ay gibi bir süre içinde Şamil Tayyar’ın başından geçenleri özet halinde şurdan öğrenebilirsiniz.Sanırım demek istediğim açıkça anlaşılıyor.
Bu listeyi neden yaptım bilmiyorum ama, içimden geçen tahminler bu yönde.En azından Şamil Tayyar konusunda tahminden öte olgular var.
Dikkat ederseniz medyada taraf ve menfaat gütmenin artık sezgi olmaktan çıktığını anlarsınız. Patronun menfaati yada siyasal franksiyonlar medyada tutarlılık ve istikrarın yegane kriterleri olmuş durumda.Her gazete sanki karargah gibi karşı taraf için senaryolar yazıyor, belge toplamaya uğraşıyor(buluyor da), diğer gazete misilleme yapmaktan geri durmuyor ,intikamını alıyor.Heba olan , kandırılan kim oluyor dersiniz? Filler ve Çimen filminin güzel bir önsözü vardı ;
“filler oynaşırken olan çimenlere olur”
Son birkaç aydır memleketimizin muamma olduğu kadar da popüler olan meselesi Ergenekon Soruşturmasına bugün itibariyle renk geldi. Zekeriya Beyaz hocanın dilinden dökülen cümleler bu konuda okuduğum diğer habelerin aksine beni gülümsetti gerçekten. Değerli hocamız , Doğu Perinçek’in hapsedildiği Tekirdağ F tipi cezaevine gelip Perinçek ile görüşmek isteyince, tabi ki güvenlik gerekçesi ile izin koparamamış. 24 saat nöbet tutup havadis için hapishanenin önünde çile çeken muhabirler de adeta “Allaaah be, Zekeriya Hoca, haber çıktı işte” diyerek etrafını sarmışlar hocanın.Bunun üzerine ne demiş sayın hoca;
“HER TÜRK ERGENEKONCU DOĞAR”
Açıklamanın geniş hali : “Hepimiz Ergenekoncuyuz. Ergenekon Türk tarihinde Türklerin dardan çıkması demek. Her Türk Ergenekoncu doğar”.
Ben ordaki savcının yerinde olsam ne mi yapardım? Çok basit , “Ha , öyle mi, gel o zaman sen de içeri.” deyip kapatırdım onu da.Korkutmak değil mi?
Destek vermek haktır ve de normaldir ama böylesi değil. Perinçek orda Türk Milliyetçiliğini yada ulusalcılığı savunuyor diye durmuyor, hakkındaki suçlar ideolojiden öte yasadışı icraatlerden ibaret.Herkes gibi ben de davanın sonuçlanmasını merakla bekleyenlerdenim. Zekeriya Hocam, böyle hedef saptırılmaz, sen beceremiyorsun bu işi, Doğan Medya Towers’a gidip staj alman lazım.
Tanımayanlar için (gerçi tanımayan yoktur büyük ihtimal);
Kaynak:[Ensonhaber]

