Güzel ülkemin son haftalarda aklını alan mesele , bugün itibariyle çözüme kavuşmuş görünüyor . Hadi hayırlısı diyelim . Yayınlanan haberlere göre , mecliste yapılan oylama sonucunda, çoğunluk kararıyla eğitim hakkında eşitlik ilkesi gereği türban takma özgürlüğü tekrar sahiplerine geri verilmiş . 28 şubat zamanlarında , ki 14-15 yaşlarında bir deli çocuktum o zamanlar, istenmeyen olaylar neticesinde başörtüsü yasaklanmıştı . Olayın seyrini kendi açımdan umursamadan karşılamıştım . Yine de eğitim hayatımda sert virajlarda dönmeme neden olmuştu . Dipnot : Erkek olmama rağmen.
Laik bir babanın imam hatip de okuyan bir evladı olarak , yasağa karşı o zaman destek olmuştum . Kızlar başını açacak da ortalık şenlenecek ya, başka derdimiz yok ilelebet. Ortaokulun son sınıfında , birgün babam geldi , “oğlum sizin okulu kapatıyorlar” dedi. Aklımdan kapatsınlar anasını satiim diye geçmedi değil. Öğle arası bilardo oynayalım, cüzdanın içinde teklik sigara saklayalım, kızlardan gelen mektuplarla kafa bulalım derken geçen günlerde , şimdi ki tabirle postmodern darbe olmuş, hükümet yıkılmış , hükümet kurulmuş , olan bizim okullara olmuş da haberimiz yok. Neyse babamın uyarısının akabinde 7 yıl sürecek olan imam-hatip macerasını yarıda kestim . Şimdiki LGS nin işini gören sınava girdim , anadolu öğretmen lisesine yerleştim. Nerden nereye, üniversitede bilgisayar mühendisliği okudum diyecem şimdi gülecekler diye korkuyorum.
Netice itibariyle , türban yada başörtüsü , kim ne derse desin adına , yasaklandı , olan bize oldu .
İyi hatırlarım , şuanki Başbakan R.Tayyip Erdoğan tutuklu kalmıştı uzun bir süre. O hapisanede iken , imam hatip öğrencileri , mitingler protestolar düzenlemişlerdi de, biz bilardo masasından kafamızı kaldırmamıştık. Bir gün bir kız elinde bir kağıt karşıma dikilmiş , cırtlak bir sesle , “Tayyip Erdoğan’ ın hapisaneye atılmasını protesto için imza topluyoruz , kalem vereyim mi?” şeklinde emri vaki yapmıştı. Verilen cevap : “Git kızım , işin mi yok , babamın oğlu mu, yatıyorsa mapusta , vardır suçu, “.
Her doğru sahibinin doğrusudur demişler . Boşuna değil. Kapalı genç kızları kafasındaki örtüye türban , nenemin başındakine başörtüsü adını vermişler.Türban siyasi simge , diğeri inancı gereği takılan örtü. Ne muhteşem bir niteleme değil mi? Bu kavganın hakemi kimdir diye soran da yok .
Özellikle haber sitelerindeki yazılan yorumları gülmek için okuyorum. Kraldan çok kralcı olan mı ararsın , cümlesini 9 Işıktan nükteler ile noktalayan ararsın , şeriattan korkan mı ararsın ,hepsi er meydanına çıkmış gibi kin kusuyor birbirine.
1 ay sonra siyasiler başka bir konuya kilitlenecek , vatandaş hiç birşey olmamış gibi günlük hayatına devam edecek. E bu kavga niye? 1997 yılından önceye kadar başörtüsü siyasi sembol değilmiydi , peki? Öyleydi ama yeni farkedildi sanırım .
Birileri meydanın peyzajını hazırlıyor , millet de hep birlikte karnavalın başrolünü oynuyor . Geçenlerde, vatandaşların ülke siyasetine olan ilgisi adlı bir araştırma sonucu açıklandı . Bizden başka ülke siyasetine bu kadar bağlı başka millet yokmuş . Aksiyoner bir milletiz. 12 eylül ihtilalini düşünürsek eğer, birbirini öldürecek kadar siyasi değerlere bağlıyız . Yok mudur bunun bir orta yolu?