Sansürlenelim , Güzelleşelim

Yazar: serpito, Kategori: Güncel

Hiç edebiyat yapmadan konuya girmek en güzeli.

Kimbilir sırada kaç site var. Hepsinin ortak özellikleri de , uluslararası iletişimin öncü platformları. Yani internette dünyalılar bu siteler ile bilgi alışverişi , eğlence ve daha ilerisi Alibaba.Com gibi ticaret yapıyor. İnternet mecrasında iki kuruşluk prestijimiz vardı , bir çırpıda sildiler ve üzülerek söylemek gerekir , inatla silmeye devam ediyorlar .Milyonlarca kullanıcının basit ihtiyaçlarını karşıladığı , günlük sosyal aktivitelerin icra edildiği platformları , birkaç belirsiz kullanıcıların yüklediği yada yazdığı içerik yüzünden, ÇOK! değerli Adalet sistemi üyeleri bir bir mahkeme yoluna düşüyor. Hakikaten zararlı içerik(porno , kumar , suça teşvik gibi..) yayını yapan sitelerin kapatılmasına kimsenin itirazı olmaz . Bilakis , temiz internet sloganını çok sevmiştik biz .

İletişim dünyasının yükselen yıldızı , internet medyası. Doğal olarak aynı oranda yükselen , internet reklam sektörü , e-ticaret işi ile ekmeğini çıkaran yatırımcılar ve tabi ki bütünüyle web sektörünün uygulama geliştiricileri .Şuan hepsi yarının belirsizliğinden olsa gerek, korku içinde. Web 2.0 dediğimiz olgu , aslında Türkiye’de fazlasıyla risk taşıyor . Neden mi ? Açıklayalım .

Devamını okuyun »

Eğlencelik Dünya

Yazar: serpito, Kategori: Güncel

İnternet dünyasının video görüntü deposu ve sergi alanı Youtube sitesini hergün milyonlarca kişi ziyaret ediyor. Ziyaret etmekle kalmıyor, tüm internetin bandwidth (band genişliği) miktarının önemli bir kısmını tüketiyor.Bu sayfadan insanlığın internet kullanım amaçlarının bir nevi dökümünü görebililiyor. Tüm zamanların en çok izlenen 20 videosuna bakarmısınız . Hepsi eğlence , çerez videoları .

Google - Youtube

Aslına bakarsanız , biraz içim soğudu . Biz milletçe herzaman kendimizi aşağılamanın zevkini çıkarıyoruz. Bakınız , dünyalılar bizden daha faydalı işler peşinde koşmuyormuş.

Bilimsel ve hayat standartları bakımından tabiki gerideyiz.Aksini söyleyen olmadı .

Blog Serüveni 2. Aylık Rapor

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

“Nasıl da geçti göz açıp kapayıncaya kadar koskoca 2 ay” diyecem ama olmayacak . Yoğun ve zor geçti biraz. Serpito.Com‘u yanlızca kişisel bir mecra olmaktan öteye götürme fikri ağırlığını hissettiriyor artık . Sanıyorum hazırladığım PHP ve MySQL derslerini hakkettiği yere aktarabildim . Hep bugün bu akşam bu akşam deyip geçiştirdiğim işe başlama vaktini geçmişim . Planmış olması gereken zamanı yiyorum şu sıralar . Blogumu daha çok web seyir defteri olarak kullanmayı düşünüyorum . Kişisel bir index, yada bir nevi link deposu. Yakında Php Derslerinin yanına bir de Java Dersleri’ni konduracam . Öncelikle Java derslerinin konu haritasını çıkarmalıyım dimi . Gerçi üç aşağı beş yukarı hazır sayılır . Temel Java bilgisini aktaracak kadar detay girmem yeterli olur sanırım. Sonraki aşama tabi ki Java Web ve alakalı çatılar(frameworks).

Nihai hedefimi saklamak olmaz. Ajax-Rain tarzı Java uygulama sergisi Serpito.Com’ a çok yakışacaktır . Bunun için daha çok vakit ve emek harcamak gerekiyor . Tabi ki ön hazırlıktan sonra , kafadengi Java’cılar ile iş paylaşımı şart . Hayaller hep tatlıdır , ama ağacın en uç dalındadır demişler .

Bu arada Torpilli’ de böyle bir blog alet çantası adında liste girmişler . Çok beğendim. Ama uluslararası blogger yazısı olduğu için bütün linkler ingilizce kaynaklara ait. Yerlisini yapmak kime nasip olur acaba? İnternet zaten engin bir okyanus . Bu yüzden her kişiye bir harita lazım . Google’ un da yetersiz kaldığı yerler var . En azından şimdilik , benim ne yaptığımı bilecek , ihtiyaç kanalımı web geçmişimden anlayıp , arama sonuçlarımı daha verimli yapacak bir sistemi şu an için Google‘dan beklemek en mantıklısı . Ama benim gönlüm Hakia‘dan yana . Şiddetle bekliyoruz efendim. Şuan için işimi görüyor mu , evet . Ama bu teknoloji çağı standardımızı yükseltti , dişimize kan değdi bi kere , durulmaz.

Ergenekon
Derin devlet, CIA , Mossad , KGB , darbeler ,vatan hainliği , bilimum çeteler….

Türkiye Cumhuriyet’nin 80 yıllık basın arşivini açsalar , sıra sıra sayıp kategorize etseler, kalıbımı basarım , manşetlerin 50%’sine yakını üstteki konulara ait olduğu anlaşılır .

Zaman‘ın Pazar ekinde rastladığım röportaj , insanı resmen paranoyaklaştırıyor.Siz hala normalmisiniz yoksa? Malum gazeteci yazar Şamil Tayyar bu konuda derinlemesine uğraş veren ender şahıslardan biri. Röportajdaki en can alıcı soru ve cevabı okuyalım.

Ergenekon 2
Türkiye’de Ergenekon’la ortaya çıkan süreç AK Parti hükümetiyle birlikte başlıyor. Eğer, 2003 yılında yapılan plan, yani komuta kademesinin toplu istifa ederek ülkenin seçime götürülmesi süreci geçerli olsaydı nihai hedef olarak nereye varılacaktı?

Bu proje karşılık bulsaydı, Türkiye bugün çok farklı bir noktada olurdu. Çünkü, karşılarında geçmişteki örneklerinden çok farklı bir siyasi irade vardır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir askerî bildiri (27 Nisan) karşısında tavır koyan bu iradenin, o tarihteki pozisyonu, sürecin yönünü tayin edecekti. Seçim kararı alınsaydı ne olurdu? AK Parti bugün olmazdı. AB süreci derin dondurucuya alınırdı. Annan Planı oylanmazdı. Denktaş hâlâ cumhurbaşkanı olabilirdi. Hilmi Özkök görevi bırakabilirdi. Bozulan siyasi istikrar, ekonomik istikrarsızlığa davetiye çıkarırdı. Statüko devam ederdi.

Böyle klişe cümleleri pek fazla kullanmam ama gözümün önünde ptt resmi web sitesini görünce , ister istemez aklıma geldi . Çocukluğumdan hatırlıyorum, böyle itici soğuk hantal bir vizyonu vardı Posta-Telgraf-Telefon kurumunun. Sarı zemin üzerine siyah puntolarla düşünün bir de logoyu . Ayrıca Türk Telekoma dönüşmeden önce ne yapardı , ne iş görürdü çalışanları , çocukluğum birkaç gizemli sorularından biridir. 1995 senesinde önce Türk Telekomunikasyon Müdürlüğü ismini aldı .

PttAslında hikayeyi en başından yani , 1840′ların Posta Nezareti’nden almak gerekir . Ama Ezcümle en iyisidir. Hazır bir PTT biyografisine pas vermek en güzeli . Eskiden hep düşünürdüm , postayı anladık , hadi daha sonraları telefonla da tanıştık . Peki telgrafla ne alakası var bu PTT’nin? Çocuk aklı işte , düşünmeye değmez.

1984 yılının bir bahar gününde , PTT Kamu Kuruluşu haline geliyor. Nitekim 1939 ve 1995 yılı arası tek icraatı buymuş gibi görünüyor. Aslında amacım kötülemek değil ama, “bre gardaşlar 1939 yılından 1984 ‘ e kadar hiç mi teknoloji değişmedi?” diye insan sormadan edemiyor. 1995 senesinde ise, PTT’nin T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekomünikasyon A.Ş. olarak yeniden yapılandırılmasıAntika Telefon
Havale ve Posta Çeki İşlemlerinde Otomasyona Geçilmesi şeklinde bir değişikliğe gidilmiş. Akabinde birkaç banka ile tahsilat işlerinde ortaklığa gidilmesi ve T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü’nün T.C. Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü tüzel kişilik isminin değiştirilmesi gibi bir olay ile 2000 yılına girmiş. İşte ne olduysa bu bu yıldan itibaren güzelim PTT kıpırdanmaya başlamış ve günümüzün 1.2 milyar YTL ciro ve 220 milyon YTL kar ile ülkenin en büyük banka sistemi haline gelmiş. Gelişen teknolojiyi yakalamak diye buna denir işte.

Ptt Yeni LogoMilli bir kuruluşumuzun da toprağın altından kalkıp da dirilmesine bizzat şahit olmak gerçekten çok sevindirici. Darısı TAEK, TPOA gibi kamu kuruluşlarımızın başına. Ne yani , güvenilir ve kontrollü nükleer enerji üretip, millete çok ucuza elektrik dağıtımı yapılsa , kim TAEK ile gurur duymaz. Bildiğim kadarıyla nükleer enerji ile elektrik üretimi yapılıyor olması lazım. Yada Türk Petrolleri Anonim Ortaklığı şimdiki halinden daha verimli birşekilde yerel kaynakları değerlendirse, güzel olmaz mı?

Türban Savaşları – 2

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

Güzel ülkemin son haftalarda aklını alan mesele , bugün itibariyle çözüme kavuşmuş görünüyor . Hadi hayırlısı diyelim . Yayınlanan haberlere göre , mecliste yapılan oylama sonucunda, çoğunluk kararıyla eğitim hakkında eşitlik ilkesi gereği türban takma özgürlüğü tekrar sahiplerine geri verilmiş . 28 şubat zamanlarında , ki 14-15 yaşlarında bir deli çocuktum o zamanlar, istenmeyen olaylar neticesinde başörtüsü yasaklanmıştı . Olayın seyrini kendi açımdan umursamadan karşılamıştım . Yine de eğitim hayatımda sert virajlarda dönmeme neden olmuştu . Dipnot : Erkek olmama rağmen.

Laik bir babanın imam hatip de okuyan bir evladı olarak , yasağa karşı o zaman destek olmuştum . Kızlar başını açacak da ortalık şenlenecek ya, başka derdimiz yok ilelebet. Ortaokulun son sınıfında , birgün babam geldi , “oğlum sizin okulu kapatıyorlar” dedi. Aklımdan kapatsınlar anasını satiim diye geçmedi değil. Öğle arası bilardo oynayalım, cüzdanın içinde teklik sigara saklayalım, kızlardan gelen mektuplarla kafa bulalım derken geçen günlerde , şimdi ki tabirle postmodern darbe olmuş, hükümet yıkılmış , hükümet kurulmuş , olan bizim okullara olmuş da haberimiz yok. Neyse babamın uyarısının akabinde 7 yıl sürecek olan imam-hatip macerasını yarıda kestim . Şimdiki LGS nin işini gören sınava girdim , anadolu öğretmen lisesine yerleştim. Nerden nereye, üniversitede bilgisayar mühendisliği okudum diyecem şimdi gülecekler diye korkuyorum.

Netice itibariyle , türban yada başörtüsü , kim ne derse desin adına , yasaklandı , olan bize oldu .

İyi hatırlarım , şuanki Başbakan R.Tayyip Erdoğan tutuklu kalmıştı uzun bir süre. O hapisanede iken , imam hatip öğrencileri , mitingler protestolar düzenlemişlerdi de, biz bilardo masasından kafamızı kaldırmamıştık. Bir gün bir kız elinde bir kağıt karşıma dikilmiş , cırtlak bir sesle , “Tayyip Erdoğan’ ın hapisaneye atılmasını protesto için imza topluyoruz , kalem vereyim mi?” şeklinde emri vaki yapmıştı. Verilen cevap : “Git kızım , işin mi yok , babamın oğlu mu, yatıyorsa mapusta , vardır suçu, “.

Her doğru sahibinin doğrusudur demişler . Boşuna değil. Kapalı genç kızları kafasındaki örtüye türban , nenemin başındakine başörtüsü adını vermişler.Türban siyasi simge , diğeri inancı gereği takılan örtü. Ne muhteşem bir niteleme değil mi? Bu kavganın hakemi kimdir diye soran da yok .

Özellikle haber sitelerindeki yazılan yorumları gülmek için okuyorum. Kraldan çok kralcı olan mı ararsın , cümlesini 9 Işıktan nükteler ile noktalayan ararsın , şeriattan korkan mı ararsın ,hepsi er meydanına çıkmış gibi kin kusuyor birbirine.

1 ay sonra siyasiler başka bir konuya kilitlenecek , vatandaş hiç birşey olmamış gibi günlük hayatına devam edecek. E bu kavga niye? 1997 yılından önceye kadar başörtüsü siyasi sembol değilmiydi , peki? Öyleydi ama yeni farkedildi sanırım .

Birileri meydanın peyzajını hazırlıyor , millet de hep birlikte karnavalın başrolünü oynuyor . Geçenlerde, vatandaşların ülke siyasetine olan ilgisi adlı bir araştırma sonucu açıklandı . Bizden başka ülke siyasetine bu kadar bağlı başka millet yokmuş . Aksiyoner bir milletiz. 12 eylül ihtilalini düşünürsek eğer, birbirini öldürecek kadar siyasi değerlere bağlıyız . Yok mudur bunun bir orta yolu?

Blog Serüveni 1. Aylık Rapor

Yazar: serpito, Kategori: Eleştiri

Blog kervanına katılalı henüz bir ay kadar oldu . Davulun sesi misali kaliteli blogları okudukça acaba ben de birgün bu şekilde blog yazabilirmiyim diye heves etmedim değil. Ama içimdeki heves sanki biraz taklit yada benzeme hissi aşılamış gibi duruyor, yada ben biraz karamsar bakıyorum duruma. Her iki ihtimalde de bir ay gibi bir sürede , bloglama kavramının ve anlamının daha kişisel ve fevri bir hareket olması gerektiği sonucunu çıkarabilirim. Yine de bir şekilde özgün içerik oluşturma kaygısı taşıdığım için , pek de umutsuz vaka değilim.

Henüz yüzmeyi öğrenen çaylak misali, bilgisinin farkına varmadan suyun üstünde durma çabası ile erken yorgunluk hissine kapıldım. Aynı dakkada da bu mantıklı bir açıklamayı yaptım kendime (uydurdum).

İçerik Kaygısı

WordPress hakkaten güzel bir sistem. Ancak yapmak isteneni kısıtlamak gibi bir kötü huyu var. Blog içeriğini kullandığım sisteme göre şekillendirmek mecburiyeti var. Bu yüzden ilk fırsatta üzerinde biraz düzenleme yapmayı düşünüyorum . Sebebine gelince;

Web-log kavramının hakkını teslim etmek düşüncesiyle hem ziyaretçilere teknoloji ve yazılım dünyası hakkında paylaşımda bulunmak , hem de kişisel deneme ve düşüncelerle donatmak istiyorum . Şimdi aklıma geldi ,ilk fırsatta kısa cümleler üzerinde çalışmalıyım . Bu ne lan , 3 satırlık cümle mi olur!!